ender's profileENDERİN SAYGILARIMLA HOŞ...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
ENDERİN SAYGILARIMLA HOŞ GELDİNİZ |
|||||
|
October 25 ,,,03 Ekim
Nazlı çicek
.....13 Ekim
DOKUNMA DÜŞLERİME KATİLİN OLURUMAlışma bana, ne yapacağım belli olmaz.
Bugün varım,yarın birden yok olurum...
Dokunma bana,Kapanmamış yaralarla doluyum,
Canımı acıtma bi yarada sen açma...
Sevme beni, yoğun duygularımda
kaybolursun. tutuşursun...
İsteme beni, yasaklarla boğuşursun,
Engellerle doluyum...
Çözmeye çalışma sakın.seninle karışır
İyice kör düğüm olurum...
.Anlama beni. kendimi anlarım,
Ben böyle mutluyum...
Aşkı yaşatmamı isteme asla,ben aşka
Yıllardır inanmıyorum...
Güveniyorsan kendine inandır beni aşkın varlığına,
Sonucunda öyle bir aşk yaşatırım ki,
Vazgeçemezsin tutkun olurum...
Yıkabilirsen duvarlarımı,sakın bırakma beni,
Tüm tutkularım, ve gücüm arkasında,
Hala minik bir çocuğum, büyütümezsen
KAYBOLURUM... ,,,,Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.... Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini... ,Adım adım geçiyor zaman. Bizse bir pamuk şeker peşine takılmış rengarenk balonların güzelliğine aldanıp arkada duran kocaman bir hayatı parçalıyoruz bin hüznümüze. Yaşanılmış o anlar lunaparkta serbest bırakılmış bir çocuk heyecanlığında biliyorum. Biliyorum hata yapmadan büyüyemez kimse. Kimi zaman döndürülebilir, kimi zaman döndürebilen hatalar. Oysa ne çok ihtiyacımız var sağlam bir omuza, güvenilir bir iki çift söze.. Bir gün bittiğinde herşey, durduğunda mutluluğa akan saatler ve sustuğunda tüm dünya içindeki çocuk ele geçirir seni. Korkarsın ama sorgulamassın. Zordur aslında hazmetmek geçmişi, ama geç-miştir. Denemek istersin.. Çünkü ihtiyacın vardır hala bir yerlerde birşeylerin tam olduğuna inanmaya. Çünkü bir boşluk vardır içinde asla doldurulamayacağını bildiğin ve günden güne büyüyen bir boşluk.. Ne kadar erken başlarsa tedavi o kadar umutludur ya hastanın iyileşmesi. Hiç ummadığın bir anda birşey gelir ve senin için çaba gösterir. Alışkınmısındır sen bunlara hayır hem de hiç alışkın değilsindir belki ama içindeki çocuğun dokunduğu her neyse onuda ele geçirir. Zaten bu değilmidir mucize. Hayatın tüm pisliklerine bulaşmıştır belki, kimse istemez kimse yakıştırmaz seni.. Oysa içinde bir yerlerde bir flaş patlar durur geçen her saniyeyi ölümsüzleştirmek adına hemde. Elleriniz buluştuğu anda yine mutluluğa akar saatler öncesi veya sonrası yoktur. İçinizdeki çocuklar bulur önce birbirini sonra siz. Mucize değilmidir bu.. Herkes çocukluğuna dönmek isterken sizin koşulsuz şartsız çocukluğunuzu yaşamanız.. Asıl mucize aşk değilmidir, kalpte başlayan ve hiç bir zaman da tamamen kalbi terketmeyen aşk.. İyi bir hayat, helal kazanılan para, şefkatli bir baba gibi sıfatlara ihtiyacı olmayan.. Sadece aşktır mucize.. Sadece aşk.. Ve bir gün bir yerlerde yaşandığında mucizeler bir yerlerde de biter gider.. Oysa tek yapamamanız gereken hatadır, döndürebilen.. Yaşı yoktur hiç bir heyecanın zaman sadece bedeninizi yaşlandırır. Ve tamamlanmayı bekleyen bin parça yap-boz gibi dağılığında hayat söylenmeyi bir kenara bırakıp dört elle sarılmak gerekir. Sonuç gelecektir elbet biliriz değil mi ? Üzülsekte, üzülmesekte.. Sevinsekte, sevindirsekte gelecektir sonuç. Öyleyse neden inadına dikenli yollardan geçişimiz ? Mucizelere inancımız kalmadı mı dersiniz ? Şimdi kalkıyorum hayatın tam ortasından sana doğru. Sendelesemde bazen bir küçük çocuk var içimde düştüğünde kaldırılmayı beklemeyen. Ve yeni bir umut doğuyor içimden kuzey rüzgarlarının okşayıp geçtiği. Rotam ‘’s e n”, pusulam ”mu c i z e m”.. Büyük bir şehrin yıkıntıları arasından sesleniyorum sana. Gücün varsa gel.. Döndür hatalarımdan ve içimdeki çocukla tanış. Ben bir mucizeyim umudun ışığında, ve burda tamda içimde hala tamamlanmayan yap-bozlar var.. Gücün varsa mucizeyim sana.. Gücün yoksa gözlerime öyle derin bakma… ,,,,,,,,,,AYRILIK VAKTİ Akşamı getiren sesleri dinle, Dinle de gönlümü alıver gitsin. Saçlarımdan tutup kor gözlerinle Yaşlı gözlerime dalıver gitsin. Güneşle köye in, beni bırak da Küçüle küçüle kaybol ırakta. Bu yolu dönerken arkana bak da Köşede bir lahza kalıver gitsin. Ümidim yılların seline düştü, Saçının en titrek teline düştü, Kuru yaprak gibi eline düştü, İstersen rüzgâra salıver gitsin ,,,,,,,,,Yüzüm Yağmur Gibi
Tenime sığınan çığlığın seyri
emiyor ayak izimi bugün yüzümü renk vermiyor gölgeler sanki güneşimi alıp kaçmış da dolunayı gözlerimde boğmuşum sen ellerimden koparılınca
hüznü yudumlar her tenha çocuk pıhtılaşır da dokunaklı söz direnişin sabahına tutulur sâlâ seni sarsıntısından bilirim ayaklarımın şimdi yalnız
iki sancı büyür göz uçlarımda ateşe yağma olmuş ölür ışığa çarpan kelebek ne çok yüzü var fotoğrafların
bu rüya ne kadar yabancı bana dolunay
uykulu yüzüne vurunca gece yüzüm yağmur gibi ellerim asi süsleniyor bütün dar ağaçlarım minaremden güvercinler kaçıyor her kapımda aşk anlatılsaydın
söyler miydim sana hiç ihanetler kaçkını olduğumu tezcanlı ürperişle geldin
camda kalmış ruhumun sevinç lekesi dur ağlama şimdiden göğsümü yarıp çıkacak
ağıt olacak titrek dudağımda söz susmayı dene bir çehrene hayal tablomu astım sendeleyen yağmuru görmeliydin yakamda yumuşak bir sürtünüştü AŞK ,,,,,**EĞER**
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer. Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer. Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer. Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer. Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer. O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer. Daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer. Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer. Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
belki de, kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer. Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer. Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer. Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer. Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer. O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer. O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer. Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer. Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer. Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer. Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer. Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer. Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer. İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci dereceden failidir" denmeseydi eğer. Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer. Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer. Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse... Evet Sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!! .....Sen ısırgan otunu bilir misin? Hani dokunduğunda awuçların yanmaya başlar. Hiç birşey dindiremez acını dakikalarca... Suya dokunduğunda dermansız ellerin , geçecek sanırsın bi an kederin.Döner dolaşır bi sancı saplanır, yanmaya başlar yeniden bedenin... YANAR İŞTE SEN DE ÖYLESİN! Gülüşün dermanken acı çığlıklarıma, okşayan bakışlarını titrek bedenimden kaldırdığında. Yeniden başlıyor yanmaya, acımaya!!! ................ aşkın canı sıkıldı, seni aldı... Biliyorum, konuşacak bir şeyimiz kalmadı, paylaşacak hiçbir şeyimiz yok ortada. Yine de yüreğimden, gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum. Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum. Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen evlat dudaklarımda. Bir ihtimal gelişine sığındığımı fark ettiysem de, engel olmadım gurursuz ama umutlu ve sabırlı hasretine. Anlık hayaller anlık mutluluklara gebe kalıyor..bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum...imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor. Bir çocuk gibi, isteklerimi bastıramıyorum. Çalmayan telefonuma elim gidiyor, sana hala bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum. Bende olan seni hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini, anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum. İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum..! Bulutlar yağmurunu toprakla öpüştürebilseydi bugün, bana o verdiğin ama tutmadığın sözünü sahiplenerek, dans edebilirdim ıslaklığıma aldırmadan. Ki aslında ıslanan sadece yüreğim olurdu, bedenim değil...Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı. Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında. Isınabilmek için onlara sarılıyorum. Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye çalışıyorum. Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı. Belki de görmeyi istemek gerekiyordu. Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini..! Biliyorum levrekler derinlerde ve dalgalı denizlerde yaşar. Levrekler uzak bir düş gibi zor yakalanır. Ama sen becerirsin düşleri yakalamayı, derinlere dalmayı, uzaklara kavuşmayı..Sahi, becerebilir misin..? Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma. Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş, kafayı bulunca itiraf etti sonunda. Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil. Gelseydin; kendimi unutup sana akacaktım, susturacaktım içindeki isyanı, kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş oluşum gibi, dokunacaktım, kusacaktım birikmişliğimi, hasretimi ama gelmedin, gelmezdin, gelmeye hiç de niyetin yoktu aslında. Kendimi kandırdığımı anladığımda, ağlıyordum... Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor. Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana. Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde, gecede, uykumda...Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi. Bu bir marifetse eğer, niye benim yanımda değilsin ki...? Göz yaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana. Gittin..belki de hiç gelmemiştin, ben geldiğini sandım. Ayak uyduramadım yorgunluğuna. Dudaklarına, düşlerindeki öpüşü konduramadım. Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın dokunuşlarında kendini bulan. Ama en çok da imkansızın oldum, hırçınlığın, yirmi yaşın, gecikmişliğin...Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum. İnanamadığın, yenemediğin, üzerinden atlayamadığın korkuların oldum. Ağladığın, bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum. Aşk pazarında harcadığın mevsimler oldum, sessizce boşalan gözyaşların,birikmişliğin oldum. Son ses dinlediğin bir şarkının nakaratı oldum, dilinin ucuna gelip de söyleyemediğin kelimeler, ister istemez yaşadığın talihsizlikler oldum. Yüreğindeki kadın ben olmak isterken, yüreğine sığınan ve tozlanacak olan bir anı oldum. Hak etmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken belki de hiçbir şeyin oldum. Söylesene, ben gerçekte senin neyin oldum...? Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim. Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim..? Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda. Sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk...Kalbime henüz söylemedim gittiğini. Öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum. Seni hala benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum. Gittin...sevdamın öksüzlüğüne alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi. Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni. Ben alışkınım kendi yaralarımı kendim sarmaya. Asıl acı olan ve kanatan unutulmak aslında. Söylesene, unutulmak kime yakışıyor..? Unutan sen olsan da, sana bile yakışmıyor..Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor. Görüyorsun işte, aşka ve sana ihanet etmiyorum ben, ki kırgınlığım aşka.Sen üstüne alındın...Bir sonbahar�da, güneş hala daha ısıtırken bedenimi seni çıkarttı karşıma. Sen �bitti� dediğinde yağmur yağıyordu, aşkın canı sıkıldı, seni aldı... ...............:::::::::KeŞKe:::::::::::::::: Seni sevdiğim gibi hiç kimseyi sevmedim ben Gözlerim sana baktığı gibi kimseye bakmadı Yüreğim senin yanında attığı gibi atmadı hiç Yüzünü bir kez daha görmek için Senden başka kimseye bahaneler uydurmadım Yanında huzur bulduğum Bütün kaygılarımı sıkıntılarımı unuttuğum Senden başka kimse olmadı Her telefon çaldığında senin sesini duyma umuduyla kaldırdım ahizeyi Her kapı sesinde gelenin sen olduğunu hayal ettim yine Neydin sen??? Bütün bedenimi sarıp sarmalayan bir hastalık mı? Kimi zaman güldürdün beni Kimi zaman ağlattın Her seferinde birkez daha kendine bağladın Senin yanındayken mutluydum, huzurluydum Sen varsan herşey güzeldi Sen yoksan bir yanım eksik Varlığınla varlığımı adeta büyülemiştin Şimdi ise gidiyorsun... Söyle adil mi bu yaptığın? Çaresiz bir hastalığa yakalanmış gibi Yüreğimin her geçen gün eridiğini hissediyorum Tiryakisi olduğum senden ,sevginden mahrum Gün geçtikçe kendimi kaybediyorum Ne diyorum biliyor musun? Keşke karşıma hiç çıkmasaydın Keşke yüreğim yüreğinin güzelliklerini hiç görmeseydi Keşke bu kadar bağlanmasaydım sana Keşke bu şiiri hiç yazmasaydım Keşke hayatımda bir keşke sayfası açmasaydım Keşke,keşke......... İtiraf ediyorum ; Seni hala çok seviyorum ve diyorum ki ; Keşke hayatıma hep dahil olsaydın Gülyüzlüm!!! ............. benıbeni nereye koyuyorsun böyle? neresinde yaşıyorum yüreğinin? var mıyım senin için, gecelerinin masalsı düşü ben miyim yoksa kendin misin?... beni sığdırabiliyor musun içine? hangi yana baksam tünel; sonsuz uçurumlar gibi dipsiz ve kuyu hani içinin aynasıdır ya sevdiğin, benim aynamda karanlık aksetmekte... öyleyse anlarım ki ben de yokum sen de. beni nerede yaşatıyorsun söyle? cennetin miyim senin, amber kokulu bahçelerinde gezindiğin? yoksa kaybolduğun kör kuyun mu, dehliz yalnızlıklarını yitirdiğin? artık anlamsız geliyor tüm sorular yanıtlarını bir gün verecek olsan bile ben de bir şeyler buram buram, ben de çok şey ılık ılık, ben de sen acıtarak, kanayarak eksiliyor... ben seni bunca zamana ağırlayamazken ruhumda aitsizliğim çaresiz çoğalıyor... ve görüyorum aynada yüzü silinmiş suretimi sen bende herşeysin belki ama ben sende yitiyorum için için... beni nerelerde arıyorsun öyle? yüreğine sor bir de mutlaka cevabı gelecektir sessizliğinin... iSON VEDA SEVDİĞİME Güzel bir film tadındaydı yaşadıklarımız. Ve bu film üç bölümden oluşuyordu. Birinci ve ikinci bölümün ardından üçüncü yani son bölümü oynuyoruz birlikte. Başrol oyuncuları ise sen ve ben. Defalarca bulup kaybettim seni. Ve artık yorgunum. Seninle bu oyunu daha fazla sürdüremeyeceğim. Her yaşadığımız anda ben bu anı yaşadım demek istemiyorum. Çünkü hep aynı şeyleri yaşatıyorsun bana. Önce geliyorsun hiçbir şey olmamış gibi hayatımın tam ortasında duruyor sonra yine hiçbir şey olmamış gibi kenara çekiliyorsun. Olan yine bana oluyor. Tam unutmuşken yada alışmışken yalnızlığına, küllenirken yüreğimde sevdam birden kor haline geliyor. Ve inan bu acı terk edişinden daha çok acıtıyor canımı. Hayatımda üç kez aşkla karşılaştım. Birincisi çocukluktu, ikincisi gençlik, üçüncüsü ve son olanı ise sendin. Neydi beni sana bu denli bağlayan bilmiyorum. Yokluğunda hayatıma girmek isteyen, hayatım, geleceğim olmak isteyen insanlar çıktı. Hiç birisine karşı bir şeyler hissetmedim. Çünkü tüm ruhumla seni seviyordum. Çünkü damarlarımda kan yerine sen dolaşıyordun. Yokluğunda neler yaşamış neler umut etmiştim. Umudumu hiç kaybetmeden bekledim seni, olurda bir gün dönersin diye. Ama senin dönüşlerin hep hayatın bana sunduğu oyunmuş. Ve ben artık bu oyundan çekiliyorum. Sen fırtınalı günler yaşarken beni sığınılacak bir liman olarak gördün. Fırtına dinene kadar sığınıp sonra yine yoluna devam edecektin. Ve öyle de oldu. Neden bilmiyorum senin hakkında ne düşünürsem hep haklı çıkıyorum. Keşke haklı çıkmasam diyorum ama sen beni hiç yanıltmıyorsun. Kurulmuş bir zamanımız var bizim. O süreyi aşınca tüm sihir bozuluyor ve her şey eski halini almaya başlıyor. Sen bir tarafa ben bir tarafa. Bir gün yine kendini yalnız ve mutsuz hissedersen ve kendi kendine neden ben diye sorma. Çünkü Allah hiç kimseye hak etmediği acıları yaşatmaz. Dilerim ki o duyguları hissetmezsin. O duygular ki insanı yaşamdan koparan, soğutan, soyutlayan. Zamanla alışılıyor elbet herşeye. Ben farklı bir insan olduğum için ve her türlü acıyı yaşadığım için çok uzun sürüyor unutmam. Ama alışıyorum. Uçurumun kenarında gibiyim. Bir adım ileri atsam dipsiz boşlukta yok olup gideceğim. Bir adım geri atarsam önümde iki yol; birinci yol yaşam, ikinci yol ise ileri adım atmam ile aynı. Ve ben şimdi geri adım atarak iki seçenek sunuyorum sana tercih senin. Ya gel yaşat beni ya da bırak yalnızlığının boşluğuna. Seni kaybetmekten öyle çok korkuyorum ki bu korkular işkenceye dönüşüyor. Gecelerde daha bir artıyor bu can yakmalar. Uykularım kaçıyor uyuyamıyorum. Nasıl bu hale geldiğime inanamıyorum. Oysa hiç pişman değilim seni sevdiğim için. Ne çok yaş aktı bu gözlerden uğruna. Ne hıçkırıklara şahit oldu evimin duvarları. Karanlıkta ağladım hep. Çünkü kendimden bile saklamaya çalışıyordum gözyaşlarımı. Şimdi hayatın bana sunduğu bu sınavı da bitirdim. Belki geçtim belki de kaldım ama her şeyi yaşadım ve yaşattın. Her şey için, küçük de olsa bu mutluluğu yaşattığın için teşekkür ederim Ben seni hep sevdim ve hep bekleyeceğim olurda sende beni seversin diye... . Her zaman mutlulugun dorugundayken gulunmez. Bazen sirf hayata giciklikolsun diye ucurumun kenarindayken bile gulumseyeceksin.Askin bir adi huzunse,obur adi mutluluktur. Yarisi zorluksa, diger yarisirahat bir soluktur. Bir gun yuregin kanarsa biri aglar iste "O" gercekdostundur.Dostlarinla oyle yasa ki dusman oldugunda hakkinda soyleyecek sozleri olmasin. Dusmanlarinla oyle yasa ki dost oldugunda yuzun kizarmasin.Kucaklamaya kollarinin yetmeyecegi bir agac, bir tohumla baslar. En uzunyolculuklar bir adimla baslar. Gercek sevgiler ise kucuk bir tebessumle baslar.Deger verdigin insan sana deger vermiyorsa, birak kendi degeriyle kalsin.Luzumsuz seylerin pesinden kosan, luzumlu seyleri kacirir.Gulu oyle bir sevmelisin ki, soranlara dikeni yok diyebilmelisin.Dal ruzgari affetmistir, ama kirilmistir bir kere.Insanlari cilgina ceviren sey; bu gunun deneyimi degil, dun olan bir sey icin pismanlik duymak ve yarinin getireceklerinden korku duymaktir.Geldigin zaman bosluklari dolduran degil, gittigin zaman yeridoldurulamayan ol.Dostlar irmak gibidir. kiminin suyu az, kiminin cok... kiminde ellerinislanir yalnizca, kiminde ruhun yikanir boydan boya.Hayatin en guzel ani her seyden vazgectiginiz zaman sizi hayata baglayan biri oldugunu dusundugunuz andir.Karamsar olmak zor degil. Zor olan cilgin bir firtinadan sonra gokkusagi gibi gulumseyebilmektir.sen uzaklardayken ben yildizlari seyrettim tutam tutam işiklarini çekip içime sen uzaklardayken ben gidişini resmettim umudun beyaziyla karanligi tuval yapip gelişini bekledim sen uzaklardayken ben şiirlerine dokundum çatlamiş dudaklarimin fisiltilariyla bin kez okudum yazamadiklarini bin kez anlamaya çaliştim anlatamadiklarini sen uzaklardayken ben kadere dokundum yazgimizi degiştirmek için yaşanmiş bütün günahlari üstlenip yeniden yazilsin istedim sen uzaklardayken ben beni birakip gittigin istasyonda bekledim her giden trenin ardindan el sallayip gelen her trenden inmeni bekledim sen uzaklardayken ben kendime acilarin en büyügünü çektirdim gözyaşlarima sevgimizi gömüp içimdeki seni öldürdüm yargisiz yoklugunca yaktigim agitlara her gün bir yenisini ekledim sen uzaklardayken ben mum işigina hayalini çizdim ayişigiyla çaresizlige açtim ![]() seni dmendil ilendim sensizlikten gün batimindaki kizillikta kaybolup gittim sen uzaklardayken ben sagucu kuşlar gibi kanat çirptim agitlara her damla gözyaşimda boguldum yutkunamadim bogazimda dügümlenmiş adini Sen vefasizligin aniti sevdigim Artik uzaklari bitir de gel bBenim olmayan sevdiğime BENIM OLMAYAN SEVDIGIME... Kaç gidişe dayandı bu yürek kaç terk edilişe katlandı. Kaç yangında yandı kaç kere yaralandı hep dayandı hep direndi. Ama bir senin gidişine alışamadı olmayışına dayanamadı. Pes etti yüreğim senden sonra vazgeçti yaşamaktan. Senli günler hayal ederken bu köhne dünyada şimdi iliklerime kadar sensizim. Ne bir haber ne bir selam her şeyi aldın benden. Sen benim nefesimdin yaşam kaynağımdın. Boğuluyorum şimdi sen yoksun nefes alamıyorum her şeyimi aldın giderken. Bumuydu bana verdiğin değer bumuydu beni önemsemek düşünmek, hani üzülmeme dayanamazdın istemezdin ağlamamı peki nerde şimdi ellerin silsene eskisi gibi gözyaşlarımı bana sarılıp teselli etsene beni her şey düzelecek deyip. En azından yalandan da olsa bir arayıp iyi misin diye sorsana neden aramıyorsun neden her şeyimle çıkardın beni hayatından. Ne yaptım ben hiç olmayı hak edecek. Nerde kaldı senin iyi yüreğin vefan dostluğun nerde kaldı. Onca yaşanan güzel günler hatırına bumu olmalıydı. Neyse ne desem boş artık aramasan da olur. Nasıl olsa mutlusun sen şu anda yeni aşkınla nasıl olsa gülüyorsun eğleniyorsun kendince biri ölmüş uğruna sanane. Bir hayatı yıkmışsın ellerinle önemlimi ki vicdan azabı çekmezsin ki sen çekemezsin ki. Üzülmezsin ki sen benim kadar bu gidişe istediğin buydu senin. Sevin şimdi gittim ben ve ölüyorum bir köşede sırf sen mutlu ol diye. Kaldıramadın çok sevilmeyi beklide suç bende sana hak ettiğinden fazla verdim değeri. Ömrüm yerine koydum seni dünyam yaptım belkide hiçbir şeydin. Ama ben seni her şey yaptım yukarda Allah var ben ondan sonra sana taptım. Belki de bundan kaçtın çok sevilmek değer verilmek sana göre değil. Sen kovalamaya alışmışsın sevmeyenin peşinden gitmeye değersiz görülmeye ilgilenilmemeye sen maceraya tutulmuşsun ölümüne sevilmek sana göre değil. Ölümüne sevgilere inanmazsın sen sevgi geçicidir sende. Sen tutkuya âşıksın. Umarım bulur zavallı yüreğin aradığını bir gün. Tabi ne aradığını biliyorsa. Ama şunu unutma benden bir tane daha çıkmaz karşına. Olduğundan fazla değeri kimse vermez sana bir sözüne dünyayı sermez ayaklarına, benim kadar ilgilenmez kimse seninle ilk sırada olmazsın hep ikinci sırada kalırsın başkaları için önce bir şeyler gelir sonra sen kimse her şeyden önce tutmaz seni benim gibi. Ne söylediğini gözlerinden anlamaz değer vermez düşüncelerine benim kadar. Hastalanırsın bir kuru geçmiş olsun ilaç aldınmı olur cevabın, benim gibi deli olmaz başkası başında içi erimez sen hasta olunca. Kimse uğraşmaz bir gülüşün için kimse cebindeki son parayla gül almaz sana mutlu olasın diye. Sürprizler hazırlamaz sana benim gibi. Kimse sana kitap yazamaz sayfalarca anlatamaz benim gibi seni. Gözyaşlarına ortak olmaz kimse sen ağlıyorsun diye ağlamaz durduk yere. Kapında sabahlamaz özleminden kimse camlarına bakıp iç geçirmez. Her dakika düşünmez acaba iyimi morali bozukmu hastamı diye. İyiliğini düşünmez benim kadar geleceğinle ilgilenmez içten. Benim kadar kimse masum bakmaz sana yüreğini temiz görmez bir ufak hatanda harcarlar seni adını kötüye çıkarırlar benim kadar kimse anlamaz seni. Benim kadar kimse beğenmez her halini hayran olmaz güzelliğine. Ve benim gibi kimse uğruna ölmeyi göze alamaz unutma. Kısacası benim gibi seven zor bulursun bir daha. Sakın bana yaptığın hataları başkasına yapma üzülürsün aldanırsın. Hatalarını örtmez kimse unutma kullanırlar yanlışlarını. Harcanırsın olmayacak dillerde. Her şeye rağmen candın candan öte, kandın damarda akan, nefesimdin ama öylece gittin bitirdin her şeyi tek kalemde. Git aramasanda olur artık beni bir gün anlarsın belki çektiklerimi belki anlarsın değerini sevilmenin. Bir gün sevgisiz kalacaksın yüreksiz bir gün kimsesiz kalacaksın bu dünyada yanında olanlar anlamayacaklar seni benim kadar işte o zaman sızlasın yüreğin ben geleyim aklına seni nasıl sevdiğimi ve buna karşılık senin beni hiçe sayışın gelsin. Sadece o zaman ağlasın güzel gözlerin o zaman sızlasın taş kalbin o zaman anla bir zamanlar ne kadar çok sevildin… Benim Olmayan SevdiğimE..... korkuyorum sana yaklasmayakorkuyorum sana yaklaşmayaKorkuyorum sana yaklaşmaya..Elimi uzatsam canımı acıtacakmıssın gibi Sen Yasaklı Sevgili.. Unutma Sen Sebebimsin Sen Sonumsum.. Avuçlarına bırakırsam kalbimii ruhun yok olur.. Anla ki bu beden gitti, masal bitti... ( pişman değilim ) Ve sunu iyi bilmelisin ki yüreğimin derinliklerine gömdüm seni!!! Duygularıma inanmamak için kendimle ne kadar mücadele ettiğimi anlatamam... Anla ki bu beden gitti
aşk ''AŞK...''
Kopsun diye pamuk ipliğine baglı duygularımdan sıkıca asılan.. ''AŞK...'' En masum anımda ve en ürkek sesle kulagına fısıldadıgım ''SENİ SEVİYORUM'' ların tek sebebi.. ''AŞK...'' Bazen hırçınlıgımın;bazen durgunlugumun zavallı hedefi.. Tüm cesaretimi toplayıp sessizce yüzüne haykırışımın ve korkakça senden kaçısımın gizli tınısı... ''AŞK...'' Kusurlarla dolu hayatında tek bir kusur görmeme engel olan körebe oyunundaki ebe.. Seni sobelemek adına didinmem,ayağımın takılması ve düşmem.. Birazda canımın yanması... ''AŞK...'' Alt tarafı üç harften ibaretti.. ''AŞK...'' Ve tek solukta,tek sesle ve birkez agızdan cıkan tek hece kadardı cürümü.. Oysaki... Uzun bi hayatı kısaca özetlemekti ''AŞK''... ... Artık sevmiyorsun ?
-Olabilir...
Kelimelerin etkisini kaybettiği,
Yüreğin, susmayı hak edindiği an...
Bir seviyorum,bir sevmiyorum !
Sevgiden korkuyorum...
Kendimden kacıyorum...
Duygularım sevgiye mühürlü...
Bitişlere çare bulmuyorum...
Bahane hiç aramıyorum...
Seviyordu, artık sevmiyor...
Geldi ve gitti...
Sevmemek varsa..
Sevmek niye var?
Unutmuşum..
Her varoluşun bi yokoluşu,
Her başlangıcın bir sonu var..
Hayatın en can alıcı noktası...
SON..
Sen,
Sonum olacaksan gel [me] ...
Beni kaybettiklerinde ara...
Aklımın oyunu olma...
Ne gel nede git..
Bir sevip, bir sevmeyeceksen..
Beni, bende unutacaksan...
Gerçeğim değil , hayalim olacaksan..
Ne var- ol nede yok-ol...
HİÇ GELME...!
April 25 senı sana anlatmakYaşanıp bitmiş bir " gün " gibi Akıp gitmiş bir " sel " gibi Gün gelir unutursun herşeyi... Sonra da tüm yaşananları gömersin yalnızlığa... Ama seni bir kere yazmışken satırlara.. Ancak ölüm ile unuturum seni......" Yine sensizliği yazıyorum akşamın gözlerime düştüğü anlarda...Dünkü takvimlerden devraldığım hüzünleri toplayıp yine yokluğunu kanatıyorum duvarların beni anlamadığı dar vakitlerde...Kağıt, kalem bir de cümlelere sığmayan yokluğun...Bir türlü öldüremediğim bir türlü yenemediğim dilsiz suskunluğun....Herşeye inat yazıyorum...Seni " sana " anlatıyorum... Aslına bakarsan; sensizliği yazmak o kadar çok zor ki.. Gidişinden sonra sıva tutmaz duvarlarla konuşmayı denedim ilk önceleri.. Sonra susmayı denedim...Ama yapamadım.. Sensizliği yenmeyi başaramadım..Bir zaman sensiz yaşamaktansa " ölmeyi " bile yeğledim ..Biliyorum sensizlik ve ölmek...Ama bil ki, bir kez ölmek bile sensiz geçen her gün çektiğim ve her sabah gün doğumuyla başlayan ızdırabtan bile iyiydi ... Yokluğunda tüm cümlelerim öznesiz, tüm yüklemlerim devrikti...Senden sonraki her gece üzerime örttüğüm karanlığın içinde " gözyaşlarının " koyununa girdim..Bazen de gögsüme soğuk taşları alıp uykusuzluğu girdim sensizliğe akan gözlerime...Zamanla susmayı öğrendim sonra da sabrı...Sonra da yazmayı....Bu kolay olmadı inan..Sensizliği yazmak ve sensiz yaşamak o kadar zordu ki; kelimelere sığmadı sensizlik...Hiçbir mutluluk dolduramadı yüreğimde açtığın boşlukları...Koskoca bir yara oldun bende..Hep sana kanadım, hep sana nefes aldım... Ey gözyaşlarını karakış, Gülüşlerini bahar bildiğim sevgili; Sensizlikte kanayan dudaklarımı ancak toprakla silebildim, ıslak kirpiklerimi ancak güneşle kuratabildim....Yüreğimin şakağına " soğuk ayrılığı " dayayıp her gece bir cümleyi intihar ettim yüreğimin damarlarında...Yaşarken " yüreğimin katili ", nefes alırken tüm ayrılık cinayetlerinin tek faili oldum...Yüreğimi " bedenime " gömerek öldürdüm..Kefensiz bir ikindi vakti " yalnızlık " mezarlarına defnettim..Bir daha sevmemek üzere.. Bir daha acı çekmemek üzere yüreğimi " hatıralara " gömdüm...Gömdüm dediğime bakma sen sevgili...Sen bende varolacaksın ben sende öldürülmek zorunda olsam da...Sen hep bende kalacaksın " sen hiç bana gelmesen de "... Şimdi bu satırları okuyup " sana sitem " ettiğimi düşünme sevgili. Ben sadece seni yazıyorum. Artık ayrıyız, artık birbirine iki yabancıyız..Sen bana yabancı, ben sana yabancı...Sakın bana yazma deme sevgili...Kavuşabildiğimiz tek yer öznesi senin, yüklemi ben olduğum cümleler..Bırak ta aynı cümlenin içinde yan yana omuz omuza olalım sevgili..Sen ve ben...Ama bu satırları okuyup yüreğine dokunuyorsa söyle ne olur...Tek bir kelime etmem..Dudaklarımı " sensizliğe " mühürler, ömür boyu " sana " susar tüm kelimelerim..Seni " sensiz " yaşatmayı başarabilen bu yürek, merak etme harf harf susmayı becerebilir...Ta ki ölüm dudaklarıma sürülürken. İşte o an; dudaklarımdaki son kelimede " adın " olacak... Yazmalıydım çünkü sensizlikte üzerime çullanan arsız fırtınalara karşı tek sığınağım " senli satırlardı" sevgili...Bazen sen diye bildiğim gizli öznelerin koynunda ağladım, bazen de senin sıcak yüreğin diye devrik cümlelere uzanıp çığlık çığlığa bağırdım...Sen duy diye değil; beni ölüme sürükleyen hayatla savaşabilmek için sana tutundum..Seni " sana " yazarken klavyenin her tuşu sanki senin ellerindi...Her cümle, her satır senin yüreğin kadar sıcaktı..Yazmalıydım sevgili çünkü senden sonra sadece satırlarla yoldaş oldum..Seni anlattım onlara..Sensizliği kanattım dudaklarında....Ben anlattım, onlar dinledi...Şimdi ne olur bana " yazma " deme sevgili... Senden geriye ne resmin var gözyaşlarımı bırakabileceğim ne de sıcak bir ellerin var hayata yenik düştüğümde avuçlarına son nefesimi bırakabileceğim.. Ne olur beni anla sevgili..İnan bu satırları sen geri dön diye, ipotek altına alınmış gençliğime gel diye yazmıyorum..Hem " ikinci el hüzünlerimle " sana iyi bir yaşam, iyi bir gelecek sunamam ben...Ben yarım cümlelik bir adamım...Oysa senin gözlerinde mavi ufukları görmüştüm..Alabildiğince geniş, aladildiğince mavi...Ne olur anla beni sevgili... Yazmalıyım ve yaşamalıyım....Yüreğimi karanlık duvarlara çarpmaktansa seni " yüreğimde ölümsüzleştireyim....Ezelim ol yüreğimin ipotekli satırlarında..Ebedim ol mutlulukları vaat edilmemiş yarınlarımda..Bırak beni, dua dua yazayım seni...Eğer yazmasam, eğer satırların koynuna girmezsem sensizlikte depreşmiş devasa fırtınaları, yüreğimde kanayan çığlıkları ancak ölüm susturabilir sevgili. Ya da soğuk merminin ucuna işlenmiş birkaç intihar cümlesi... Bana ait olmadığın halde aldığın her nefesi kendime " mutluluk " addettiğim sevgilim, / ey benim içi kelimelerle doldurulmayan yalnızlığım/ Ben sensizlikte intihar etmeyi değil; Ben seni " uzaklardan bile sevmeyi " sevdim ki... Ben sensiz ölmeyi değil; Senin bir yerler de bensiz olsa da " nefes alıyor olmanı " sevdim.. Sen bana ait olmasan da; Ben senin varolduğun bu dünyada " yaşamayı " seçtim sevgili... November 06 a04 Kasım
AyLaRDaN KaSıM.....Geçti sayısız ay____içim ürperse de kimi zaman____artık üşümüyorum yâr
"Yaşadığım kadar uzaksın bana. Esip geçtin ömrümün en güzel yerinden, en güzel yerimden Kimse bi'şey söylemedi Sana mı toz konduramadım, sevdama mı... ayırt edemedim Kesmeliydim çığlıklarını içimin, susturmalıydım... Kanatsa da hücrelerimi söyleyemediğim kelimeler, bakakalsa da gözlerim ardına şişelerce su döktüğüm yolara, Sığındım!!! Umutsuzluğun kanatlarına takıldı hayallerim Git durma bir an bile Kelimlerin anlamlarını tüketmeden Aylardan kasım____dilimde titrek heceler____sığındı bilinmezliğe tüm sesler. November 01 esevda 11 Mayıs 20:12 bir adın kalmalı geriye Bir adın kalmalı geriye Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde Aynaların ardında sır Yalnızlığın peşinde kuvvet Evet nihayet bir adın kalmalı geriye Birde o kahreden gurbet Sen say ki ben hiç ağlamadım Hiç ateşe tutmadım yüreğmii Geceleri koynuma almadım ihaneti Hele nihavend hele buselik hiç geçmedi fikrimden Ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın İçimin nehirlerinden Evet yangın Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan Evet kaybetmenin o zehirli buğusu Evet isyan evet kahrolmuş sayfaların arasında adın Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı Bu sevda biraz nadan Biraz da hıçkırık tadı Pencere önü menekşelerinde her akşam Dağlar sonra oynadı yerinden Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca Sen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdı yani ben seni sevdiğim zaman Ayrılık kurşun kadar ağır gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın Yine de Bir adın kalmalı geriye Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde Aynaların ardında sır Yalnızlığın peşinde kuvvet Evet nihayet bir adın kalmalı geriye bir de o kahreden gurbet beni affet kaybetmek için erken SEVMEK İÇİN ÇOK GEÇ... sana
25 Şubat 17:27 hiç bir fırtınada savrulmadı ruhum ayrılığın kadar. varlığım paramparça oldu da bir içimdeki sana gelmedi zarar. böylesine harap olmuşken benliğim, çabalar neye yarar. artık eskisi gibi olmayacak. tükendi yarına dair umutlar. ne hayaller vardı halbuki beklenen bir tutam mutluluktu senli benli nasıl sevecek bu gözlerim bir daha başka gözleri. hayır sevdiğim hayır. ne seni unutabilirim ne de içimi yaka yaka gidişini. sen değil miydin unutamam diyen? unuttun işte vefasız. mutlu olacağımı mı sandın giderken? artık benim için mutlu olmak imkansız. sen gittin ve ben bittim. ne huzur kaldı ne de gurur. her gece bin kere ölüp ölüp dirildim. hiç gece olmasın ne olur. sana dön demem için telafisiz bir saatteyiz artık. dönüşü olmayan bir yolda yürümekmiş ayrılık. hayaller boğuk, yarınlar buruk,ümitler kırık. ben çoktan boğulmuşum,sardı ruhumu bu karanlık. git sevdiğim git. ben böyle de yaşarım hayalinle darmadağınık... sana inatsevda 25 Şubat 17:29senden ayrı gunlerımı nasıl anlatsam kı bılemıyorum!! acıları sırtıma semer yaptın ustume tonlarca agırlıklar yukledın. anıların umutların kaldı bende! yarım kalan gunlerın ardında bırde hosgeldın dedım hastalıgıma.toprak olan kalbıme betondan bır yapıya dondurdum. nefret kın hepsı ıcınde sevgı gulerımı soldurdun hosgeldın hosgeldın hastalıgım. ısyanım sana dıyıl yazılan kaderıme alın yazıma ne asıklar gıbı konustuk nede koklasabıldık hep uzaktan sevdık hasretle yandık ruhum sıkısmakta canım bedenımden cıkmakta sankı sana kavusmakta gıdıyorum son deva bu sefer ne dıye yanarken senın hasretıne nasıl gıdıyorum bır anlasana elveda elveda bu ayrılık aksamında belkı kavusurum sana senız ben nefes alamıyorum gel canım gel yanıma sokul soguk gecelerde anlat bana bensız gecen senelerını bır resmın var bende ne guzel bakmısın bırde gulucukler sacmıssın bırde arkasına yazmısın benden sana askının hatırası October 07 HİÇ
HİÇÇ Bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldınmı hiç?Hani ölmüş gibi,hani uzatsanda elini tutamayacağını bilmek gibi,her an kapıdan içeri gülümseyerek girceğini bekleyip ama aslında hiç gelemeyeceğinide bilmen gibi.Ne zor şey değilmi ölmediğini bilmek,ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana, nekadar katlanılmaz bir gerçek değilmi?Sen hala bukadar sevgili iken?Özlemek,bukadar özlemek,etini kemiğini yakarcasına özlemek.Çok kötü değilmi?Bukadar özleyip onu görememek,ona dokunamamak,onu işitememek,artık sonunun "pi " hali değilmi?Nekadar umutsuz bir arayıştır o,kalabalık caddede gecen binlerce yüze belki birkez daha görebilmek için o yüzü,belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek,belki şuan arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek,belki şuan üzerimdedir gözleri diye paronayalar yaşamak ne zordur değilmi?Nekadar eritir insanı fark etmeden.Sende biliyosun değilmi bunları?Bir sinema koltuğunda sende iki kişymiş gibi oturdun mu hiç?Hiç iki kişi gibi zevk aldınmı konserden yalnız başına.Güzel bir cafe keşvettiğinde,güzel bir film seyrettiğinde,güzelbir şarkı dinlediğinde güzelliklerin orada eksik kaldığını hissettinmi paylaşamadığın için onunla.Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandınmı ortada?Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildinmi?Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün oldumu hiç?Sana hayatındaki en büyük yoksulluğu yaşatandan nefret edemediğin zamanlar oldumu hiç?Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldumu hiç?Hayatta insanlığın bütün değerlerini alt üst eden birisine aşk şiirleri yazabildinmi?Onu içnde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara feda oldun mu hiç?İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin.özlemini,susuzluğunu,açlığını gideremediğin zamanlar oldumu hiç?Kanayan yarasını gördüğün ama merhem olamadığın zamanlar.Gücünün hani o tanrısal gücünün bir çocuğun ağlamasını susturamayacak kadar olduğunu gördüğün zamanlar oldumu hiç? HİÇÇÇÇÇÇÇÇ
|
|
||||
|
|